07 Ekim 2011

HaberTürk'ün imzasıyla, bir insanlık ayıbı...

Bugün HaberTürk Gazetesi'nin bana yaşattığı şoku, uzun yıllardır bu kadar derinden hissetmemiştim. En son Münevver Karabulut vakasında yaşadığım dehşet, yine hortladı. Ama çok daha kanlı canlı ve mide bulandırıcı bir şekilde. Çünkü bu bir insanlık ayıbı olmasının yanı sıra, bir haber olarak değerlendirildiğinde de kocaman bir medya rezaletidir. Basın etiğinin tartışılmaz çöktüğü, çürüdüğü ve kuralsız, tanımsız, kim nereye çekerse oraya gidebilecek kadar omurgasız bir kavram haline geldiğine şahit olduk yine. Şiddetin pornografisi ile bir nesil daha kabuslara gark edildi bugün. Bu büyük zaafta payı olanlardan hesap sorulmalı.

Sürmanşetten bağırsakları dışarı çıkmış, sırtı boydan boya kesilmiş, vücudunda kocaman bir ekmek bıçağıyla hiç bir mahremiyetine özen gösterilmeden çırılçıplak yatan o kadın, Türkiye'nin en büyük ayıbıdır. Toplumsal hafızadan asla silinmeyecek o görüntüyü sürmanşete taşıyan gazetecinin vicdanını merak ediyorum. Bir anne olarak o kadın, evlatlarının eli her google'a gittiğinde o görüntüsüyle çocuklarının karşısına dikilecek. Keza anne, babasının, kardeşlerinin karşısına da. Bir toplumu uyarmanın dozu bu mu olmalı?

Konuyu "kör göze parmak" olarak görenler olabilir. Bizim gibi gelişmekte olan toplumlarda bu vaka sosyolojik olarak şiddeti körükleyen, arttıran, bazı kesimlere zevk vererek eşşeğin aklına karpuz kabuğu sokan bir vakadır. Toplumdan şiddet ve saldırganlığı silmenin yolu bu olmamalıdır.

Çünkü saldırganlık öğrenilebilir cinsten bir davranıştır. Anne-babadan öte, toplumdan öğrenilir ve sosyal kodlarımıza yazılır. Medyada kanlı, cesetli, çıplaklık içeren, şiddeti en ağır haliyle pornografik olarak sunan bu gibi görüntülerin topluma böyle umarsızca sunulması; insanlarda bu gibi olayların içselleştirilmesini sağlar. Bakın bu size anlattığım kişisel bir görüş değil, sosyolojinin bizlere sunduğu ve örneklerinin bir çok toplumdan gözlendiği bilimsel bir gerçektir.*

Kitle iletişim araçları toplumları etkisi altına alır. Gerek olumlu gerek olumsuz, pasifize olmuş bir öğrenme biçimi olarak yayınlanan her şey, insanları ve dolayısıyla toplumu etkiler. İnsanların birbirine bakışını, eğilimlerini, toplumsal cinsiyet algısını etkiler. Bu görüntülerin böylece sunulması şiddete eğilimi arttırabilir, psikopat eğilimleri besleyebilir, kadının kokularını arttırabilir, sindirebilir...

Unutulmaması gereken bir nokta da toplumun genel durumunun, bireylerin psikolojisini etkilediği kadar, bireylerin yaşadıkları buhranların da toplumu etkilediği gerçeğidir. Bu bir kısır döngü olarak görülebilir. Ancak bir taraf hastayken, asla diğer tarafın iyi olmasını beklememeliyiz.

Lütfen, toplumumuzu gerçek anlamda etik değerlere sahip hale getirmek için çaba gösterelim. Şiddeti ve kadını yok eden bu anlayışı yenelim. Ama böyle değil! Şiddeti ağız sulandıran pornografik bir rezalet olarak sunmadan! Ve bu rezilliğin sorumluları cezasını çeksin, özrünü dilesin; Önce o kadının bir reyting nesnesi haline getirilen cansız bedeninden, sonra onun ailesinden, sonra da değerlerine darbe vurduğu Türkiye halkından.
**


*Sosyal bilimlerin de birikimli olarak ilerlediği gerçeğini unutmayalım lütfen. Dünyanın farklı yerlerinde oluşan benzer şartlar sonucunda, benzer toplumsal sonuçlar yaşanabilir. Dolayısıyla mevcut teorileri yabana atmamakta fayda var. Zira "insan toplumları Zoolojinin değil Sosyolojinin alanına girer"... (Bu son söylem  Eğitim ve Yaşam Dergisi'nden alıntılanmıştır.)

** Pablo Picasso - Guernica adlı bu eser savaş, vahşet, şiddet ve şiddete karşı direniş olgularının simgelerindendir.

1 yorum:

GÜVEN SERİN dedi ki...

Vahşet kol geziyor; hem de kendinle onur duyarak; çünkü seyircisi ve seyredeni çok...

Merak ediyorum, vahşetin fotoğrafını, resmini, şiirini, hikayesini kaç sanatçı anlatacak anlamayan bu zamanın gelecek kuşaklarına...

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...