24 Mayıs 2011

Kendimizi yırtsak bir Lady Gaga çıkarır mıyız?

Baştan cevabını vereyim, buradan sonrasını okumak istemeyenleri özgür bırakayım; Hayır


Arzum şudur ki, Türkiye'de pop albümü yapılmasın, rock albümü de yapılmasın, olmuyor, olamıyor. Müzik otoritesi değilim, ancak emeğimin değdiği, yıllarımı kenarından köşesinden dokunarak geçirdiğim bir alandır. Ufak tefek eğitimlerimle, naçizane, şunu diyebilirim ki; bu ülkede kenarda köşede, çok popüler olmamış bir kaç iş dışında popüler müzik namına bir cacık çıkmıyor. Üstelik sadece eğitimsiz, bestelerini birilerine mırıldanıp notaya geçirilmesi için yardım almaya muhtaç, sesini ısıtmayı dahi bilemediği için her konserden sonra dağılan müzisyenlerden bahsetmiyorum. Hadi bunlar zavallı, hobisini meslek sanıp boyundan büyük işlere kalkışan, kendini eğitmek için fırsat yaratabilecekken kolay yolları zorlayan insanlar. Birer Oblomov torunu oldukları için onları kınamaktan da vazgeçtim bir süredir. Zaten iki ileri bir geri, hayalperestlik ile şanslılık arasında gidip geliyorlar. Bir kısmı ise son derece cahil ve zengin...


Malesef eğitimli müzisyenlerden de güzel işler çıkamıyor bu ülkede. Öyle bir garip rutine bağlamış ki müzik dünyası, bizim alkışladığımız işlere bakıp üzerinde 10 dk düşününce, bir boka yaramaz işler olduğunu kendimiz söyleyecek kıvama geliyoruz.


Sadece müzikalite anlamında konuşmuyorum şu anda. Şov yıldızlarımız bile çakma. Bir kaç tane çakma Madonna, bir kaç çakma Lady Gagalarımız var... Ama pop kültürünün içerisinde olup, erimeyen, aksine o kültürle dalga geçen, azınlık ve güçlü olmayı başaran bu marjinal kadınların ve bilimum erkeklerin çakmalarından sıkıldık. Rock dünyasının da hepsi birbirine benzeyen, tek ritm, dandirik pop rock karması gruplarından sıkıldık. Pesimistlikten içimizi ezen, ama felsefeden yoksun sözler ve tekdüze müziklerle beynimizi ütüleyen liseli kıvamında gruplardan da sıkıldık.






Ama mesela Yüksek Sadakat'a bir teşekkürü borç bilirim; bizi bu yıl zavallı minnacık milliyetçi tatminimiz Eurovision çilesinden kurtardığı için! Onların yarışacağını söylediklerinde öyle sevindim ki, nihayet bu yıl final zırvalarıyla on günlerce ana haber bültenlerimiz esir alınmayacak diye. Bilmemne ülkesi bize gıcık, oy vermiyor, gurbetçi Almanya'dan 10 puan aldık geyiklerini dinlemeyeceğiz diye. Çünkü bırakın dandirik Eurovision zırvasını, zaten normalde de asla benimsemediğim bir gruptur Yüksek Sadakat. Medya tekellerinden birinin en uzun soluklu yayınlarından birinden gelen bir grup üyen varsa, müzik basınında sıkça yer almak ve her festivalde sahneye çıkmak büyük bir sürpriz olmamalı. Hem belli bir yaştan sonra müzik kariyerine başlayan rockçı diye bir şey kabul edemiyorum. Kadayıf rockçı dediğin şöyle Ozzy Osbourne gibi olmalı, hayatını RocKnRoll yaşayarak ağartmış olmalı o kılları. Yoksa gördüğünüz gibi, sıradan orta yaşlı Türk rockçısı, sağdan soldan esin-sıradan bir pop-rock şarkısıyla, rock duruşunu yitirerek son derece gereksiz milli tatminlerin yaşandığı dandik bir yarışmaya 32 diş mutlu olarak girebiliyor. Dediğim gibi tekrar teşekkürler yine de, bu yıl Eurovision gibi dünyada sadece bizim "mesele" gördüğümüz bir yarışma ile daha fazla oyalanmayacağız.


Neden Lady Gaga'ya takıldım bu aralar, onu da bir sonraki yazıda anlatabilirim belki, şiddetle bekleyin \m/


Hiç yorum yok:

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...